Tarım insanlığın en eski çağlarından beri hayatın temelini oluşturan, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, ürünlerden elde edilen verimin yanı sıra ürünlerin kalite standartlarının arttırılması, her ürünün gerektirdiği şekilde yetiştirilip bunların uygun koşullarda saklanması; gıda, barınma, giyim gibi ihtiyaçlara göre değerlendirilip, işlenmesi ve üretilen ürünlerin pazarlanmasına kadar geçen faaliyetlerin tümüdür. Tarımsal faaliyetleri kapsayan en önemli konulardan biri de tarım ekonomisidir. Tarım ekonomisi elimizde bulunan kısıtlı kaynakların amaçlarına uygun şekilde kullanılmasını, üretimde nasıl tercih edilmesi gerektiğini, üretimden tüketime kadar belirli metotlar kullanarak tarıma uygulayan bilim dalıdır. Tarımsal ekonominin görevi; tarım ürünlerinin maliyetlerini belirlemek, risk faktörlerine karşı stratejiler geliştirmek, ürünlerin arz-talep dengesini incelemek, uygulanmakta olan tarım politikalarını kontrol etmek ve geleceğe yönelik çıkarımda bulunmaktır.
Ülkemizde tarımla birlikte tarıma bağlı ekonominin de kötüye gittiği gözle görülür şekilde ortada. Üretim maliyetlerindeki artış, çiftçinin fakirleşmesi, genç nüfusun ekonomik sebeplerden dolayı tarım ve hayvancılıkla ilgilenmek istemeyip köylerden şehirlere göç etmesi tarım ve hayvancılığın azalmasındaki başlıca nedenler olarak gösterilebilir. Daha detaylı düşünmek gerekirse köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle bazı kırsal alanlar imara açıldı. Mahalleye dönüştürülen köylerde belediyelerin kırsal alanlara yeni konutların yapılmasına izin vermesi, bu konutlara yakın alanlarda özellikle hayvancılıkla uğraşan insanların ister istemez başka alanlar aramasına ya da hayvancılıktan uzaklaşmasına sebep oldu. Köylerdeki hayvancılık zamanla azaldı. Örneğin; Bursa Hamitler Mahallesi bundan 50 yıl önce tarımsal faaliyetlerin yapıldığı bir köydü. Şimdilerde ise belediyeye bağlı planlı şehirleşmenin olduğu 51.830 nüfuslu bir mahalle. Tarımsal ve hayvansal faaliyetlerin azalmasında rol oynayan bir başka etken de insanların emekli olma isteği. Çiftiler ekonomik koşullar el vermediğinden ya da bilinçsizlik nedeniyle Tarım BAĞ-KUR’u yatırmıyor. Bu konuda çalışmalar yapılmalı. Bilinçsizliğin azalması için köylere bilgilendirme amaçlı ilgili kişiler görevlendirilmeli ve çiftçiler bilinçlendirilmelidir. Prim miktarı her çiftçinin ödeyebileceği miktarda belirlenmeli ve çiftçiler tarım BAĞ-KUR’u ödemeye teşvik edilmelidir. Diğer yandan günümüzde ve gelecekte ekonomik anlamda gelişme, etkisini büyük oranda sanayi ile gösterecektir. İnsanların temel ihtiyacını karşılayabilecek hammaddeye sahip ülkelerde tarım sanayi için elmas değerindedir. Elimizde belirli miktarda bulunan hammaddeyi doğru kullanmak ve daha fazla ürün elde edebilmek, istihdam yaratmak, ihracat yapmak, ülkenin milli gelirine katkı sağlamak açısından tarım daima sanayi ile iş birliği içinde olmalıdır. Bursa’mızda tarıma yönelik sanayi ülkemiz için önemli bir yere sahip. Türkiye’de meyve suyunun %26’sı, dondurulmuş ürünlerin %61’i, salça üretiminin %64’ü, konserve ürünlerinin %47’si Bursa’da üretilmektedir (TÜİK 2011). İnsanları girişimciliğe teşvik ederek ve doğru Ar-Ge çalışmaları yaparak her geçen gün gelişen ve değişen teknolojiyle birlikte sistemsel bütünlük sağlayarak daha fazlasını yapabiliriz.
Tarım ve hayvancılığın devamının sağlanması ülkemizdeki ve Bursa’mızdaki kırsal alanların iklim özellikleri ve coğrafi konumlarına göre uyun üretimin yapılması, hammaddenin doğru şekilde işlenmesi ve pazara sunulması, tarımsal anlamda ekonominin iyileştirilmesi, yaşadığımız dönemin gerektirdiği şekilde uygun teknoloji kullanımı, tarımsal anlamda ekonominin iyileştirilmesi doğru devlet politikalarıyla mümkün hale getirilebilir.